Hit enter after type your search item

Uludağ ve gölleri ni bilmeyenler varmı?

Dorukları bulutlarla buluşan yüksek dağlar, insanlık tarihi boyunca söylencelere konu olmuştur. İnsan oğlunun hayal gücü kimi zaman tanrıların tahtlarında oturduğu mekanlar olmaya yakıştırdı onları, kimi zaman münzevi keşişlerin mekanı saydı. Bursa’nın güneyinde tek bir dağ silsilesi halinde yaklaşık 40 km boyunca uzanan Uludağ bunlardan biridir.

2548 metrelik zirvesiyle kuzey Anadolu’nun en yüksek noktası olan Uludağ zengin bitki örtüsü, hayvan çeşitliliği ve Şelaleleri yanında kış sporları merkezi olmasıyla milli parklarımız içinde önemli bir yere sahiptir.

uludağ ve gölleri
Uludağ

Uludağ adını nereden aldı?

Antik çağda Misiya adını taşıyordu Uludağ. Derler ki Anadolulu bereket tanrıçası Kibele’nin kocası Olympos adında bir efsane kişisiydi ve Misiya Olimpos’una kendi adını verdi. Osmanlı imparatorluğu döneminde Keşiş dağı olarak olarak anılan Olympos Misiyos 1925 te Uludağ adını aldı. Uludağ milli park ilan edildiği 1961 yılında küçük bir alana yayılıyordu. 1996’da milli park alanı arttırıldı. Günümüzde 13024 hektarlık bir alanda zengin bitki örtüsünün habitatı olarak uzanıyor.

Binyıllar önce püskürüp üst üste yığılan magmalar ile yükselen dağ genellikle granit kayaçlarından oluşuyor. Bu günkü şeklini tektonik hareketlerin ve farklı aşınmaların etkisiyle kazanan bu jeolojik yapı Çağlayanları, Şelaleleri ve doruklarda görülen Buzul kalıplarıyla çok eski zamanlardan kalma izler taşıyor.

Zirveye doğru orman dokusu yerini geniş alpin çayırlara bırakıyor. Alpin bitki kuşağının en karakteristik bitkilerini barındıran bu çayırlar zirvede buzullarla buluşur. Uludağ’ın zirve bölgesinde mermerleşmiş kireç taşı ve granit kayalardan oluşan eski dokunun buzulların etkisi ile aşınması sonucu göller meydana gelmiştir.

Uludağ’da hangi tatlı su göller bulunmaktadır?

Bu göllerin berrak suları yöredeki nadir bitkilerden süzülüp biriktiği için şifalı sayılır. Yedi buzul gölünden en önemlileri her mevsimde su bulunan Karagöl, kilimli göl, buzlu göl ve aynalı göldür. Bu göllerin eriyen buzulları ve karların damla damla birikerek oluşturduğu bütün minik dedeler, dağın kuzey ve güney yamaçlarından doğan pınarlar ovaya inerken birleşirler. Bütün minik dereler irili ufaklı çağlayanlar oluşturarak ilerler ve gürleşerek Nilüfer çayı’na ulaşırlar. Dağım her yerinde süzülen derelerin yanı sıra termal su ve maden suyu kaynaklarıda Uludağ’ın doğal zenginliklerinden sadece biridir.

Dünya ölçeğindeki asıl önemini barındırdığı bitki kuşaklarındaki çeşitliliğe borçludur. Farklı kuşak geçişlerinin 45 dakikalık bir araç yolculuğu ile gözlemlenebilen böyle bir doğa parçası ormancılık literatüründe çok özel olarak nitelendiriliyor.

Marmara bölgesinin en zengin ormanları Uludağ’dadır. Milli parkta orman kuşağını Karaçam, Köknar, doğu kayını, sapsız meşe ve kestane ormanları oluşturur. Türkiye’nin önemli endemik ağaç türlerinGÖLLERden olan uludağ köknarı burada çok sağlıklı topluluklar halinde kendini gösterir.

  • Facebook
  • Twitter
This div height required for enabling the sticky sidebar